İnsanların sağlıklı, mutlu bireyler haline gelmelerinde sosyal etkileşimin önemi kaçınılmazdır. Çocuklar, doğdukları andan itibaren anne ya da bakım verenle ilişki içindedirler. Okul çağına geldiğinde ise çocuklar, yaşam alanı ile birlikte ilişkiye girdiği çevreyi de genişletmiş olurlar. Önceden anne ya da bakım verene karşı önemli olan ilişkiler zamanla yerini akranları ile olan ilişkilerine bırakır.
Akranları ile olumlu ilişkiler geliştirme çocuğun sosyal gelişimi için oldukça önemlidir. Çocukluk döneminin gelişimsel görevlerinden birisi de, yaşıtları ile iyi geçinmektir. Bu gelişim görevinin tamamlanması, çocuğun gelecekteki gelişimini ve başarısını olumlu yönde etkileyecektir. Çocukluk döneminde sosyal onay ihtiyacının karşılanması ve akranları tarafından kabul görmesi psikososyal gelişim için çok kıymetlidir.
Akranlarla kurulan ilişkiler, genel olarak eşit düzeyde yer alan ilişkilerdir. Tarafların bu ilişkiden çoğunlukla aynı ölçüde yararlanması ve birbirlerine katkıda bulunmaları beklenir. Taraflar arasındaki genel gücün dengede olması çocuğun gelişiminde olumlu iken bu dengedeki bozulmanın tam ters etki yapması beklenir. Özellikle çocuk ve ergenlerin eğitim ve öğretim nedeniyle bir arada bulundukları okul ortamlarında gösterilen güç dengesizlikleri ve örseleyici eylemler gelişimsel süreci olumsuz etkilemeleri nedeniyle önemlidir. Bahsedilen güç dengesindeki bozulma, akran örselemesi veya akran zorbalığı adı ile toplumsal yaşantının sürdürüldüğü her ortamda kendini gösteren önemli bir sorundur.
Genel olarak zorbalık, saldırganlık yolu ile kişiler arası güçlülüğün vurgulanmasıdır. Zorbalık, saldırganlık sınıfında yer alan görece yeni bir kavram olması açısından saldırganlık ile ayrımının iyi yapılması gerekmektedir. Çünkü özellikle ailelerden akran zorbalığı olarak tanımlanan durumların aslında zorbalık olmadığını gözlemleyebiliyoruz. Akran zorbalığı çoğunlukla şiddet ve saldırganlık ile birlikte kendini gösterse de daha farklı tanımlanmaktadır.

Davranış bilimlerinde saldırganlık, kasıtlı olarak zarar verme ve acıtma amacıyla gerçekleştirilen davranışların ortaya çıkardığı durum olarak tanımlanmıştır. Saldırganlık, açık ya da örtülü, şiddetli ya da hafif, özel ya da genel, tepkisel ya da planlı, görünür bir nedene bağlı ya da açık bir nedene bağlı olmadan, sözel veya fiziksel olabilir. Hangi biçimde olursa olsun, eğer davranış zarar verme niyetiyle yapılmışsa karşısındakini incitmemiş veya acı vermemiş bile olsa saldırganlık olarak nitelenir.
Şiddet ise, çoğu zaman saldırganlık ile eş anlamda kullanılan bir kavram olmasına rağmen, bir kimsenin diğer bireyi fiziksel ve psikolojik olarak yaralaması ya da zarar vermesi olarak tanımlanır.
Zorbalık, bireyin korkmasına, acı çekmesine neden olan, taraflar arasında güçlerde dengesizliğin neden olduğu, güçlü olanın ondan daha az güçlü olana baskı yaptığı, mağdur tarafından gelen kışkırtmanın olmadığı ve aynı kişiler arasında tekrarlı olarak yapılan fiziksel, sözel ve psikolojik saldırıları içerir.
Görüldüğü gibi şiddet bir saldırganlık biçimidir. Saldırganlık, içine hem şiddeti hem de zorbaca eylemleri alan bir şemsiye kavram niteliğindedir. Aslında şiddet ve zorbalık saldırganlığın iki ayrı alt boyutunu oluşturmaktadır. Zorbalık ile şiddet fiziksel olarak ortaya çıktıklarında birbirlerine benzemekle birlikte zorbalığın, taraflar arasındaki güç dengesizliğini gerektirmesi ve tekrarlı olması gibi ayırt edici özellikleri açısından zorbalık ve şiddet birbirlerinden tamamen ayrılmaktadır.
Akran zorbalığı kavramını tanımlamak bu anlamda zor görünse de ortak görüş; Saldırgan davranışların zorbalık olarak kabul edilmesi için düzenli olarak tekrar edilmiş olması gerektiğini savunur. En sık kullanılan tanıma göre; Bir kişi, diğer bir kişi veya kişiler tarafından kasıtlı, tekrarlı ve en azından bir süre devam eden olumsuz davranışlarla karşı karşıya bırakılıyorsa bu kişinin zorbalığa uğradığı söylenebilir. Olumsuz davranışlar niyetli olarak bir kişiyi inciten, rahatsız eden veya bunu yapmaya çalışan davranışlar olarak açıklanmıştır. Bu tanım rastgele saldırgan davranışı zorbalıktan ayırmamızı sağlar.
Akran zorbalığı, toplumsal yaşantının sürdürüldüğü her ortamda önemli bir sorun olarak karşımıza çıktığı için “Akran Zorbalığı Türleri” ve “Akran Zorbalığının Önlenmesi” başlıklı yazılar ile önümüzdeki haftalarda tekrar bu konuya devam edeceğimi bildirmek isterim.
Herkese şiddetsiz günler dilerim.


